Bilim derlemeleri, hayat denemeleri...

Kültürel Devrimler ve Sürdürülebilir Dünya

Türümüz Homo sapiens sapiens dünyada yaşadığı 40.000 yıl boyunca, belli başlı büyük kültürel değişimler gerçekleşmiştir.

Türümüzün var olduğu 40.000 yılın yaklaşık 30.000 yılı, çoğunlukla göçebe avcı-toplayıcılar olarak geçen ve ciddi kültürel değişikliklerin yaşanmadığı uzun bir dönemdir.

O zamandan beri, iki büyük kültürel değişim meydana gelmiştir.

Bunlardan birincisi 10.000 - 12.000 yıl önce başlayan Tarım Devrimi ve diğeri yaklaşık 275 yıl önce başlayan Sanayi Devrimi’dir.

Bu kültürel devrimler, bize her geçen gün daha fazla enerji ve birçok yeni teknoloji vermiştir ki, biz bunları temel gereksinimlerimizi ve listesi uzayan isteklerimizi karşılamak üzere dünyanın giderek daha büyük kısımlarını değiştirme ve kontrol etmeye kullandık.

Bu değişimlerin her biri, yiyecek teminini genişleterek, ortalama ömür süresini arttırarak ve ortalama yaşam standartlarını yükselterek, insan nüfusunun büyüklüğünde keskin yükselişlere neden olmuştur.

İnsan ve çevre arasındaki ilişkiler toplumsal paradigmalar* yoluyla açıklanabilir.

Her toplum egemen bir dünya görüşü yaratır.

Günümüz dünyasında insanlar, endüstriyel toplumun egemen paradigması içerisinde çevre hassasiyetlerini yitirmiştir.

Endüstriyel toplumun egemen paradigmasına alternatif olarak değerlendirilebilecek olan çevrecilik bu kapsamda, hem bir eylem, hem de bir ideoloji olarak görülmelidir.

Çevrecilik, toplumun doğayı nasıl algıladığını ifade etmektedir.

Bilim adamları ve çevreciler, insan sayısı, buna bağlı olarak gelişen kirlenme ve çevresel bozunmadaki hızlı üssel artış tarafından boğulmadan, yeni bir kültürel değişim gerçekleştirmemizin acil bir gereklilik olduğuna inanmaktadır.

‘Sürdürülebilir Bir Dünya Devrimi’ olarak adlandırılan bu dönüm noktasında, insanoğlunun, nüfus artışını durdurması, yaşam biçimlerini, politik ve ekonomik sistemlerini ve dünyaya bakış ve davranış biçimlerini değiştirmesi gerekmektedir.

Bilim insanlarınca doğanın dengesini korumakta ısrar edilmesi, gelecek on yıllar açısından hayati önem taşımaktadır.

Bunun sağlanabilmesi için ise tek koşul, insanlığa yaşamının hikâyesini baştan anlatmak ve bilinçlenme yoluna gitmektir.

İnsanın doğadan ayrı değil, doğanın bir parçası olduğunu; ekonomisinin, sağlığının ve hayatındaki birçok şeyin birbiriyle ve çevreyle bağlantılı olduğunu hatırlaması gerekmektedir.

Saygılarımla,

EFK - Nisan 2nd, 2008. Yorum Yok

Bu yazıya yorum yapılmamış

Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Bu yazıya yorum ekle