Bilim derlemeleri, hayat denemeleri...

You are currently browsing the archives for the Bilim Derlemeleri category.

Çevresel Tehditlere Küresel Bir Yanıt Tasarlama

Yaşam biçimimizin karmaşık bir şekilde birbiriyle bağlantılı sonuçları -sera gazlarının birikimi, ozon tabakasının incelmesi, tropikal ormanlar ve türlerin yitirilmesi- uluslararası ilişkilerde ağırlık merkezinin yerini değiştirmektedir. Bu fenomenler (belirtiler), ulusal güvenlikleri tehdit etmekte, sorunun bir veya birkaç ülke tarafından çözülmesini olanaksız kılmakta ve ulusal sınırları önemsizleştirmektedir.

Sürekli değişim halinde olan bir uluslararası düzende, güvenliği sağlamanın zorluğu giderek artmaktadır.

Soğuk savaş sonrası girmekte olduğumuz dönem hakkında kesin olan az sayıda şeyden biri, ulusal güvenliğin giderek artan bir oranda, kaynaksal, çevresel ve demografik sorunların nasıl çözüleceğine bağlı olacağıdır.

Basra Körfezi petrolünün kontrolünün bu dönemin ilk uluslararası krizine merkez olması, bir rastlantı değildir.

Bölgesel çevresel bozulma dünyanın birçok bölümünde refahı ve dolayısıyla da siyasi istikrarı şimdiden tehdit etmektedir.

Doğu Avrupa’daki korkunç çevresel bozulma, bu ülkelerin dağılan ekonomilerinin yeniden inşa edilmesi girişimlerini de baltalamaktadır, örneğin, Polonya nehirlerinin %95’i insanlar tarafından tüketilmeye uygun değildir, birçok bölgede toprağın zehirli ağır metallerle kirlenmesi nedeniyle tarım yapılamamaktadır ve hava kirliliği, sağlık masrafları ve yitirilen verimlilik nedeniyle ağır ekonomik kayıplara neden olmaktadır.

Gelişmekte olan ülkelerde, tarım alanları, ormanlar ve dalyanlar(balık alanları) tahrip edilmektedir.

Son yıllarda sıcak hava dalgalarına, kuraklıklara, orman yangınlarına, kasırgalara, su baskınlarına sıklıkla tanık olunmuştur.

Tüm bunlar dünyanın bize gönderdiği uyarılardır.

Biz insanlar bu uyarıları kulak ardı etmekte, kendimiz tehlikede olduğumuz halde görmezden gelmekteyiz.

Yetiştirdiğimiz ve tükettiğimiz yiyecekler, satın aldığımız araç, gereç ve evler, kullandığımız dönüşümlü olan ambalajlar (bunların bazılarını hiç kullanmasak da olur) kısacası öncülük ettiğimiz yaşam tarzı, dünyamızın ve çevrenin korunması için bize sonsuz olanaklar sağlamaktadır.

Sağlıklı bir gelecek istiyorsak tüm insanların dünyayı ve çevreyi koruma konusunda birleşmeleri gerekmektedir.

Bireysel alışkanlıkların değişmesi için ilk temel adımın atılması kaçınılmazdır.

Fakat bu adımı atmak dahi yeterli değildir. İdeal bir dünya için yönetimin bu yöndeki etkinliklerine katkıda bulunmak, her insan tarafından kabul edilebilir.

Bu ekolojik olarak da dünya ekonomisinin gelişmesine yardımcı olacaktır.

Fakat, maalesef biz şu anda bu ideal dünyadan çok uzaktayız.

İnsanların ihmalleri ve kolektif çabaları, değişmez tembellikleri ve katı aldırmazlıkları sonucu dünyamız üzerinde hasarlar meydana gelmektedir.

Bu da toplumsal alışkanlıklarımızı değiştirmek zorunda olduğumuzu açıkça gözler önüne sermektedir.

Bu değişikliklerin gerçekleştirilmesi, özellikle kanunların oluşturulmasında bireylere büyük sorumluluk düşmektedir.

Nasıl sağlıklı bir vücut için fiziksel egzersiz şartsa, sağlıklı politika için de vatandaş katılımı şarttır.

Dürüst siyasetin temeli 1800’lere dayanır.

Çevreyi ve doğayı kirletenler o dönemde ağır şekilde cezalandırılmışlardır.

Çevre kirliliğiyle yayılan hastalıklar toplumu üzmüş, bu konuda gerekli önlemler alınmıştır.

Yeni çevre mücadelelerinde gelenekleri dikkate alarak korunmasını desteklemek için halkın harekete geçirilmesi gerekmektedir.

Çevresel problemlerin toplum tarafından iyice kavranması ve küresel iklim değişiklikleri karşısında daha güçlü yollarla mücadele edilmesi gerekmektedir.

2 veya 6 yıllığına göreve gelen politikacılar için, çevresel problemlerin çözümünü ileriye atmak kolaydır.

Ancak sergilenen bu yaklaşımın dürüst olmadığı artık bilinmelidir.

Kısaca ifadelendirirsek, son zamanlardaki politikalar gelecek nesillerin doğal mirasının israf edilmesini desteklemektedirler.

Karanlık ve kötü bir geleceği kesinlikle reddetmeliyiz.

Bilimsel araştırmalar, teknik ilerlemeler, ekolojik anlayışlar, dünyanın ekolojik yapısını değiştirmek için kullanılabilirler.

Çağımızın anahtar anlayışı şudur ki, çevresel kalite ve ekonomik iyileşme birbirini tamamlayan konulardır.

Bu anlayışla hareket edildiğinde, çözülmesi güç görünen açlık ve yoksulluk problemleri gelecek nesiller için çözülebilir.

Dünya tarihinde ilk defa insanların her biri, hamilelikten ölüm anına kadar tehlikeli kimyasal maddelere maruz kalmaktadırlar.

Ürettiğimiz ve tükettiğimiz hemen her şey ve her bir teknoloji türü çevrenin kirlenip bozulmasına neden olmakta, insanların ve diğer canlıların sağlığını çeşitli derecelerde olmak üzere riske atmaktadır.

Bu risklerin değerlendirilmesinde sorulacak anahtar sorular, her bir tehlikenin temsil ettiği hasar riskinin, bunların sağladığı faydalardan daha baskın olup olmadıkları ve bunların minimuma nasıl indirileceğidir.

Tehlike bir risk kaynağıdır ve yaralanmaya, hastalığa, ekonomik kayıplara veya çevresel zararlara yol açabilecek bir madde veya eyleme işaret etmektedir.

Değişik faktörlere maruz kalınması sonucu çevreden insana gelen ve sıkça rastlanan tehlikeler şunlardır:

Fiziksel tehlikeler: iyonize radyasyon, gürültü, yangınlar, sel felaketleri, kuraklık, kasırgalar, fırtınalar, toprak kayması, depremler ve volkanik patlamalar vb.

Kimyasal tehlikeler: Hava ve yiyeceklerdeki kimyasal tehlikeler.

Biyolojik tehlikeler: Hastalıklara yol açan bakteriler ve virüsler, polenler, parazitler.

Kültürel tehlikeler: Çalışma ve yaşam ortamları, yanlış paradigmaları benimsemek, diyetler, ilaçlar, aşırı alkol tüketimi, sigara içmek, suç niteliğinde saldırılar ve yoksulluk.

Sonuç olarak, yaşamımızın temel koşulları giderek artan oranda kötüleşmektedir ve insanoğlu yeni bir anlayışı benimsemediği sürece daha da kötüleşecektir.

Bu kapsamda, yeni ekolojik paradigmanın, egemen batı düşüncesine ve insanı üstün gören dünya görüşüne olan eleştirisi, çevre üzerindeki insan egemenliği düşüncesine odaklanır.

Dikkatlice değerlendirilecek olursa, çevrenin insan üzerindeki etkisinin daha güçlü olduğu ortaya çıkacaktır.

Nitekim çevresel olgular, yerel, ulusal ve küresel boyutta giderek artan ölçüde etkisini arttırmakta ve kamuoyunun gündeminde yer işgal ederek toplumsallaşmaktadır.

Bu bağlamda “zorunlu olarak” toplumların ve siyasetin gündemine girecek çevresel olgular, dünyanın, yanlış olduğu kanıtlanmış egemen toplumsal paradigmasının yerine sürdürülebilir dünya görüşü yaratmak açısından oldukça önem arz etmektedir.

-0-

Ege Üniversitesi Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Çevre Bilimleri Çok Disiplinli A.B.D.’nın kıymetli hocaları(m) tarafından dilimize kazandırılmış muhteşem eser “Çevre Bilimleri” nden alıntılar içermektedir.

Ayrıca Carl Sagan tabii ; )

Sağlıcakla,

EFK - Nisan 17th, 2008. 1 Yorum Var