<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="wordpress/2.3.3" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>BiyoBlog.Com</title>
	<link>http://www.biyoblog.com</link>
	<description>Esen Fatma Kabadayı</description>
	<pubDate>Mon, 28 Jul 2008 17:53:37 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3.3</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>&#8220;Sürdürülebilir Kalkınma&#8221;</title>
		<link>http://www.biyoblog.com/kategorilenmemis/surdurulebilir-kalkinma</link>
		<comments>http://www.biyoblog.com/kategorilenmemis/surdurulebilir-kalkinma#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Jul 2008 17:53:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>efk</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bilim Derlemeleri]]></category>

		<category><![CDATA[Hayat Denemeleri]]></category>

		<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<category><![CDATA[Sürdürülebilir Kalkınma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biyoblog.com/kategorilenmemis/surdurulebilir-kalkinma</guid>
		<description><![CDATA[&#8216;Sürdürülebilir Kalkınma&#8217; mümkün mü?&#8230;
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8216;Sürdürülebilir Kalkınma&#8217; mümkün mü?&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biyoblog.com/kategorilenmemis/surdurulebilir-kalkinma/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bu blogun blogger&#8217;ı nerede?</title>
		<link>http://www.biyoblog.com/kategorilenmemis/bu-blogun-bloggeri-nerede</link>
		<comments>http://www.biyoblog.com/kategorilenmemis/bu-blogun-bloggeri-nerede#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Jul 2008 09:47:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>efk</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biyoblog.com/kategorilenmemis/bu-blogun-bloggeri-nerede</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili okurlar,
Bu blogun yazarı, çeşitli konular nedeniyle başka başka şeylerle ilgili okumakta, yazmakta ve düşünmektedir.
Çok yoğundur,  elindeki çokça yazıyı bloga eklese bile bu kadar boş kalmayacaktır blogu; ama  gerekli  düzelltmeleri yapacak vakti olmadığından  ona da yanaşmamaktır.
Blogu var eden Sevgili Umut&#8217;un dediklerini hatırlamaktadır;
- vaktin yoksa blog açmayacaksın,
- her gün bakmayacaksan blog açmayacaksın,
vs.. : ))
Üzgünüm değerli okurlar, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili okurlar,</p>
<p>Bu blogun yazarı, çeşitli konular nedeniyle başka başka şeylerle ilgili okumakta, yazmakta ve düşünmektedir.</p>
<p>Çok yoğundur,  elindeki çokça yazıyı bloga eklese bile bu kadar boş kalmayacaktır blogu; ama  gerekli  düzelltmeleri yapacak vakti olmadığından  ona da yanaşmamaktır.</p>
<p>Blogu var eden Sevgili Umut&#8217;un dediklerini hatırlamaktadır;</p>
<p>- vaktin yoksa blog açmayacaksın,</p>
<p>- her gün bakmayacaksan blog açmayacaksın,</p>
<p>vs.. : ))</p>
<p>Üzgünüm değerli okurlar, sevgili blog; ama çok yakında&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biyoblog.com/kategorilenmemis/bu-blogun-bloggeri-nerede/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;Çöp&#8217; Demek Ne Demek?</title>
		<link>http://www.biyoblog.com/kategorilenmemis/cop-demek-ne-demek</link>
		<comments>http://www.biyoblog.com/kategorilenmemis/cop-demek-ne-demek#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 May 2008 21:05:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>efk</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hayat Denemeleri]]></category>

		<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<category><![CDATA[atık]]></category>

		<category><![CDATA[atık yönetimi]]></category>

		<category><![CDATA[Çöp]]></category>

		<category><![CDATA[tüketim toplumu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biyoblog.com/kategorilenmemis/cop-demek-ne-demek</guid>
		<description><![CDATA[İlk bakışta, insana &#8220;bu da ne demek&#8221; dedirteceğini sandığımız bu soruya cevap vermek, gerçekte düşünüldüğü kadar kolay değildir(www.istac.com.tr).
Yinede kısaca belirtmek gerekirse, atıp kurtulmak isteyen kişilere göre; kendileri için hiçbir değer ifade etmeyen her şey çöptür.
Çöp portakal kabuğudur; ekmek parçası, ezik domates, çürük elma, kırık sandalye, bozuk ütü, ömrünü doldurmuş ilaç, pil, cam şişe, kırık koltuk, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İlk bakışta, insana &#8220;bu da ne demek&#8221; dedirteceğini sandığımız bu soruya cevap vermek, gerçekte düşünüldüğü kadar kolay değildir(www.istac.com.tr).</p>
<p>Yinede kısaca belirtmek gerekirse, atıp kurtulmak isteyen kişilere göre; kendileri için hiçbir değer ifade etmeyen her şey çöptür.</p>
<p>Çöp portakal kabuğudur; ekmek parçası, ezik domates, çürük elma, kırık sandalye, bozuk ütü, ömrünü doldurmuş ilaç, pil, cam şişe, kırık koltuk, kâğıt, büyümüş çocuğun eski oyuncağı, ambalaj malzemeleri, evde beslenen kedi-köpek dışkısı, eskimiş halıdır(www.istac.com.tr).</p>
<p>Onları değersiz kılan tek şey, artık yanımızda istemememiz ve bizden uzaklaşmasını sağlamamızdır.</p>
<p>Oysa bu genel çerçeve içinde yer alan ve &#8220;hiçbir değer ifade etmediği&#8221; için &#8220;çöp&#8221; diye adlandırılıp atılan her şey, öncesinde üretilmesi için para ve doğal kaynak harcanmış değerli maddelerdir.</p>
<p>Biz insanlar bu kaynakların çoğunu gözümüzü bile kırpmadan tüketir ve arkamıza bakmadan atarız; sonra bu çöplerin nereye gittiği ile ilgilenmek aklımızın ucundan bile geçmez.</p>
<p>Oysa biraz düşündüğümüzde görürüz ki, &#8220;parayı çöpe atmakla çöpü çöpe atmak arasında fark yoktur!&#8221;</p>
<p>Şimdi biraz düşünelim&#8230;</p>
<p>Havanın oldukça sıcak olacağı yaz aylarına girmek üzereyiz. Bol bol terleyip, bol bol su içme ihtiyacı hissedeceğimiz günler çok yakın&#8230;</p>
<p>Zaten bol bol su içmek sağlık için de çok yararlıdır ve bunu bilmeyen yoktur.</p>
<p>Bugün küçük bir şişe su almak için 50 Ykr ödemek zorundayız.</p>
<p>Bu parayı doğadan bizim adımıza suyu temin edip yakınımıza kadar ulaştıran herkes için öderiz.</p>
<p>Aldığımız hizmet büyüktür; su doğadan alınmış, şişelenmiş ve ayağımıza kadar getirilmiştir.</p>
<p>Ve sadece 50 Ykr karşılığında&#8230; İnsanın neredeyse hayat ne kadar ucuz diyesi geliyor!!</p>
<p>Belli ki bu paranın bir kısmını suyun dağılmadan bize ulaşmasını sağlayan şişe için öderiz.</p>
<p>Aslına bakarsınız, muhtemelen büyük bir meblağ, doğada kendiliğinden bulunmayan plastik şişe için ödenmiştir.</p>
<p>Ne de olsa su doğadan&#8230; Derler ya hava bedava, su bedava!</p>
<p>Uzun lafın kısası, en çok parasal değer ödediğimiz şişe, susuzluktan içi yanmış bir kimsenin elinde yaklaşık 30 sn. kalacaktır; sonra çöpe&#8230;</p>
<p>Hiç düşündünüz mü bu şişe nereye gidiyor?</p>
<p>Ya da önemsediğiniz oldu mu şişeciği?</p>
<p>Doğrusunu isterseniz pek sanmıyorum!</p>
<p>Hatta üzülerek belirtmeliyim ki şişenin akıbeti çok zaman umurumuzda bile değil.</p>
<p>ŞİŞECİK NEREYE?<br />
Şişecik en yakın çöpe!</p>
<p>Hatta belki yere, sokağa, çaktırmadan bir arabanın altına&#8230;</p>
<p>İyi de canım, orda kalıyor mu bu şişe, niye dert ediyoruz ki?</p>
<p>Hakkınız var; şişecik, asli görevlerinden biri çöpleri bizlerden uzaklaştırmak olan belediye görevlilerince, süpürülüyor, toplanıyor, bir şekilde ortalıktan kayboluyor.</p>
<p>Sonra konunun başında saydığımız, portakal kabuğu, ekmek parçası, ezik domates, çürük elma, kırık sandalye, bozuk ütü, ömrünü doldurmuş ilaç, pil, cam şişe, kırık koltuk, kâğıt, büyümüş çocuğun eski oyuncağı, ambalaj malzemeleri, evde beslenen kedi-köpek dışkısı ve eskimiş halı ile birlikte daha büyük çöplere, yani çöplüklere gidiyor&#8230;</p>
<p>(Aslında hurdacı tabir ettiğimiz ekmeğini çöpten kazanan insanlar, bizim için bu şişeleri toplayıp ülke ekonomisine kazandırmaya hem de bu sayede yaşamaya çalışıyorlar. Onlara çok şey borçluyuz. Ama bu ayrı konu&#8230;)<br />
ÇÖPLÜK NERESİDİR?<br />
Çöplük kent merkezlerinde olmayan, mümkünse insana maksimum uzak yerlerde bulunan dağ, taştır; doğadır.<br />
Aslında böyle değildir de, &#8220;vahşi depolama&#8221; dediğimiz bu dağa taşa atma işlemi en azından ülkemizde gerçekleştirilen neredeyse tek yöntem diyebiliriz.</p>
<p>Yani bizim ülkemizde tüm çöpler bir arada dağa taşa atılır.</p>
<p>Evet, ne yazık ki attığımız şişecik artık domates kabuğuyla bir arada bir dağın başında kaderine terk edildi..</p>
<p>Orada yüzyıllarca öyle duracak ve bu arada biz her geçen gün milyonlarca, milyarlarca küçük şişeciği öylece atıvereceğiz.</p>
<p>Paramızı sokağa atacağız!</p>
<p>Aslında bu şişecik, belli koşullarda tekrar karşımıza çıkabilirdi.</p>
<p>Paramıza para katıp, doğayı da kirletmeyebilirdi.</p>
<p>Bütün gün çalışıp emeğimizin karşılığını alamadığımız maaşlarımızdan ödediğimiz 50 kuruşlar, ülke ve dünya şartlarında trilyonlarca liramız, gerçekten çöpe gitmeyebilirdi&#8230;</p>
<p>Özellikle plastik ürünler tekrar kullanılabilir ya da eritilerek başka ürünlere dönüştürülebilir ve böylece defalarca katma değeri artabilir niteliktedirler.</p>
<p>Bunu yalnızca plastik için değil, aldığımız her çikolatanın albenisi yüksek ambalajı için ya da çocuklarınızın heyecanla beklediği oyuncakların ambalajları için de düşünebilirsiniz.</p>
<p>Hatta attığımız her şeyin büyük paralar ve kaynakların heba edildiği anlamına geldiği pek yanlış bir ifade olmayacaktır.</p>
<p>NE YAPMALIYIZ?<br />
Öncelikle sorunun boyutlarının farkına varmalıyız.</p>
<p>Nasıl ki, aile ekonomilerimizi düşünüyorsak, ülkemizin ve daha da önemlisi doğanın ekonomisine önem vermeliyiz.</p>
<p>Yalnızca attığımız çöpleri değerlendirerek, tekrar kullanarak, yeniden kazanarak, geri dönüştürerek ülkenin ekonomisini bile düzeltebiliriz. Lütfen abarttığımı düşünmeyin, dış borçlarımızı öder, kalan paraları çocuklarımızın eğitimine yatırabiliriz.</p>
<p>Bu toplumsal dönüşümün aslında sahip olmadığımız değerler üzerine kurulduğunu düşünmüyorum.</p>
<p>Çarpıcı bir örnek vermek istiyorum.</p>
<p>Çok eski değil, bugün hayatta olan babaannemin hiçbir zaman tüketim toplumu olamadığı gerçeğini görüyorum.</p>
<p>&#8220;Kullan-at&#8221; tabir ettiğimiz davranış biçiminden eser yok.</p>
<p>Makarnanın poşetini saklayıp, içine biber tohumu koyar; eskimiş bilgisayar kasasını verin saksı yapar&#8230;</p>
<p>Babaannem hiç yoktan bir makarna poşetinin katma değerini artırır çünkü bu onun yaşam tarzıdır; içselleştirilmiş davranış biçimidir, tasarruftur. Öyle görmüş, öyle alışmıştır.</p>
<p>Zamanında ‘yokluk’ çekmiş kişilerin sahip oldukları her şeyin değerini fazlaca bilmesini biz pek anlamıyoruz galiba&#8230;</p>
<p>Bir anda bizi çepeçevre saran kapitalist ekonominin tüketim alışkanlıklarının çocuklarımızın geleceğini çalmaktan başka bir işe yaramadığını göremiyoruz.</p>
<p>Bireysel olarak çocuklarımıza ev, araba bırakabilmek için didinip duruyoruz; iyi eğitim alabilmeleri için çokça para, emek harcıyoruz, ama daha sağlıklı cam şişelerde evden yanına su almasını öğretmiyor, yerine para verip suyunu dışardan alırsın diyoruz. Böylece hem geleceklerinden, hem de kişiliklerinden çalmış oluyoruz.</p>
<p>Unutmamalıyız ki, basit alışkanlıklar büyük karakterler yaratır.</p>
<p>Evet, insanlık sanayi devriminden sonra yaşamına çok kolay çözümler getirdi. Ama bugün, bunlardan bazılarının ne kadar yanlış olduğunu da anladı.</p>
<p>Şimdi geriye dönüp daha az tüketmeyi öğrenmeye mecburuz.</p>
<p>Geleceğimize, çocuklarımızın geleceğine değer vermeli, yaşama karşı her zaman daha çok saygı geliştirmeyi hedeflemeliyiz.</p>
<p>&#8220;Elimizden ne gelir ki?&#8221; dememeliyiz.</p>
<p>Evet bugün için o şişecik için yapacak hiçbir şeyimiz olmayabilir.</p>
<p>Aslında bunun nedenini kısaca açıklamak istiyorum.</p>
<p>Şimdi bu şişeyi çöpe atmayıp da ne yapacaktık?</p>
<p>Hakkınız var!</p>
<p>Şimdi bu şişeyi kurtarmak için çokça zahmet vermeli, onları toplamalı, ayırmalı ve ilgililere ulaştırmalıyız.</p>
<p>Ama tabi ki bu çokça gerçekçi ve geçerli olmayacaktır. Hem kültürel bir değişim gerektirmesinden dolayı bu kadar iyimser olmamalıyız, hem de iç politika ve yerel yönetimlere entegre edilemeyen bir çözüm şu aşamada pek geçerli bir çözüm olmayacaktır.</p>
<p>Burada önemle altını çizmek istediğim, eğer bu tür konuları düşünen bireyler haline gelirsek, gelecekte bütün çöpleri bir arada dağa taşa terk eden yerel yönetimler yerine, atıklarının neredeyse tamamını ekonomisine, hayatına geri kazandırmış bireyler ve yerel yönetimlerle dolu bir millet olabiliriz.</p>
<p>BiyoBlog okurları bile etrafında yüzlerce insan olan bir toplumu ifade etmektedir.</p>
<p>Tüketim alışkanlıkları açısından herşeyin bir iki kuşakta mahvolduğunu düşünürsek, demek ki yakın gelecekte her şey bozulduğu gibi iki kuşakta düzelebilir&#8230;</p>
<p>Yakın gelecekte ‘Atık Yönetimi’nden bahsedelim ve konuyu biraz daha açalım.</p>
<p>Sağlıcakla&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biyoblog.com/kategorilenmemis/cop-demek-ne-demek/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Logos Ailesi</title>
		<link>http://www.biyoblog.com/domates/logos-ailesi</link>
		<comments>http://www.biyoblog.com/domates/logos-ailesi#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 May 2008 12:46:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>efk</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Domates]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biyoblog.com/domates/logos-ailesi</guid>
		<description><![CDATA[Tarih&#8217;den olma Coğrafya&#8217;dan doğma Bio Logos, varlıklı bir ailenin prematüre bebeği olarak dünyaya gelmişti.
40’ının üstünde doğum yapan yaşlı Coğrafya, sevgili kocası Tarih&#8217;in bu bebeği istediğinden bile emin değildi.
Zaten kendisi de anne değil anneanne olacak yaştaydı.
Anlaşılan tekne kazıntısıydı bizim Bio bebek!
Ama ne yapsındı coğrafya, olmuştu bir kere; başa gelen çekilecekti!
O kadar cılız, o kadar çelimsizdi ki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tarih&#8217;den olma Coğrafya&#8217;dan doğma Bio Logos, varlıklı bir ailenin prematüre bebeği olarak dünyaya gelmişti.</p>
<p>40’ının üstünde doğum yapan yaşlı Coğrafya, sevgili kocası Tarih&#8217;in bu bebeği istediğinden bile emin değildi.</p>
<p>Zaten kendisi de anne değil anneanne olacak yaştaydı.</p>
<p>Anlaşılan tekne kazıntısıydı bizim Bio bebek!</p>
<p>Ama ne yapsındı coğrafya, olmuştu bir kere; başa gelen çekilecekti!</p>
<p>O kadar cılız, o kadar çelimsizdi ki Bio bebek, kimse varlığını devam ettireceğine ihtimal bile vermiyordu.</p>
<p>Başından beri bu bebeği en çok isteyen abla Hidro Logos olmuştu zaten.</p>
<p>Ne vardı baksındı biraz kardeşine.</p>
<p>Öyle de yaptı. Yemedi yedirdi, içmedi içirdi&#8230; Kendi gibi yüreği de engindi Hidro Logos’un.</p>
<p>Küvezde geçen günlerin ardından büyük ağabey Jeo Logos’da deli divane oldu biricik kardeşine.</p>
<p>Onun büyüyüp beslenebilmesi için her şeyi yapıyordu.</p>
<p>Yıldızlardan satın aldığı her türlü besini halasının kızı Atmos Fer aracılığıyla Dünya’ya getiriyor abla Hidro Logos’a teslim ediyordu&#8230;</p>
<p>- 0 -</p>
<p><em>Arkadaşlar bu öykü&#8217;yü Selim Pusat&#8217;a ithafen Domates kategorisine yazıyorum. </em></p>
<p><em>Umarım devamı gelir..</em></p>
<p><em>&#8220;Logos&#8221;, bildiğiniz gibi, Latince&#8217;de &#8220;yasa&#8221; anlamına gelen ve -loji olarak Türkçeleştirilmiş bir kelimedir. Bilim dallarının sonuna eklendiğinde (jeoloji, biyoloji vs.), örneğin &#8216;yer bilim&#8217; anlamını taşıyan ya da &#8216;canlıları inceleyen bilim dalı&#8217;nı ifade etmeye yarayan şekilde kullanılmaktadır.   </em></p>
<p><em>&#8216;Logos Ailesi &#8216;de yer kürenin, canlının öylesine, gevezelikten yazılmış bir öyküsü&#8230;</em></p>
<p><em>Reklam Yazar Sayın Meltem Ruscuklu&#8217;nun bir dergide düzenlediği &#8220;ekologos&#8221; köşesinden esinlenerek yazıldı.   </em></p>
<p><em>Saygılar<br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biyoblog.com/domates/logos-ailesi/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Nusret Amca&#8217;nın Pirinç Korkusu</title>
		<link>http://www.biyoblog.com/hayat-denemeleri/nusret-amcanin-pirinc-korkusu</link>
		<comments>http://www.biyoblog.com/hayat-denemeleri/nusret-amcanin-pirinc-korkusu#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 May 2008 20:39:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>efk</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hayat Denemeleri]]></category>

		<category><![CDATA[]]></category>

		<category><![CDATA[Pirinç]]></category>

		<category><![CDATA[prinç stokları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biyoblog.com/hayat-denemeleri/nusret-amcanin-pirinc-korkusu</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili arkadaşlar, sizlere çok değerli bir yakınımdan gelen yazıyı ve gönderdiğim cevabı aynen aktarıyorum&#8230;
- 0 -
Sevgili kızım Esen,
Uluslararası para mafyası ve onların yerli işbirlikçileri paralarını pirince yatırarak, çok büyük miktarda pirinç stoku yaptı, Türkiye&#8217;de pirinç fiyatlarını toptan 400 bin liradan 4 milyon liraya kadar çıkarttı, bir süre daha stoklarını piyasaya sürmeyerek 5 ytl’e çıkınca süreceklermiş.
Tüketici [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili arkadaşlar, sizlere çok değerli bir yakınımdan gelen yazıyı ve gönderdiğim cevabı aynen aktarıyorum&#8230;</p>
<p>- 0 -</p>
<p>Sevgili kızım Esen,</p>
<p>Uluslararası para mafyası ve onların yerli işbirlikçileri paralarını pirince yatırarak, çok büyük miktarda pirinç stoku yaptı, Türkiye&#8217;de pirinç fiyatlarını toptan 400 bin liradan 4 milyon liraya kadar çıkarttı, bir süre daha stoklarını piyasaya sürmeyerek 5 ytl’e çıkınca süreceklermiş.</p>
<p>Tüketici birlikleri bir süreliğine boykot çağrısı yapıyor. Bu stokları 1 hafta 10 gün içerisinde piyasaya sürmezlerse büyük zarar edeceklermiş, herkesi ay sonuna kadar, 1 Mayıs&#8217;a kadar kesinlikle pirinç almamaları konusunda uyarıyorlar.</p>
<p>15 gün pirinç yemezsek ölmeyiz, ama stokçulara bu milletin duyarsız olmadığını, aptal olmadığını, gerektiğinde tepki verebileceğini duyurmak lazım . Ben Mayıs ayına kadar kesinlikle pirinç almayacağım, lokantada yemekhanede pirinç pilavı yemeyeceğim, etrafımdakileri de uyaracağım.</p>
<p>Pirinçi 5 ytl yerine 1 ytl&#8217;den yemek istiyorum .</p>
<p>Tamam senin gözün açık ama milletimiz de gözünü açsın artık .</p>
<p>selamlar</p>
<p>Saygıdeğer Nusret Amca,<br />
Pirinç yalnızca bizim toplumumuzun değil, Afrika gibi yoksulluk tuzağına düşmüş pek ülkenin yoksul insanlarının temel gıda maddesidir. Dahası, özellikle Afrika’da insanların başta su sıkıntısı olarak bilinen sorunlarının yanında özellikle birçok bölgenin TEK gıdası olma özelliğini taşıyan pirinç, uluslar arası piyasada yıllardır üstüne çokça oyunlar dönen bir piyasanın başını teşkil etmektedir.</p>
<p>Demem o ki, yalnızca Türkiye’nin köylü kurnazı stokçularını değil; Afrika’da çocukların ölmesine göz yuman uluslararası pirinç firmalarını da hedef göstermek yanlış olmaz!</p>
<p>Bildiğiniz gibi, insanlık başından beri bu tür oyunlara sahne olmaktadır. Tabii ki, tüm bunlar her zaman doğal kaynaklar üzerinden oynanmaktadır. Temel gıda maddeleri, petrol gibi doğal kaynaklar, her zaman sömürgen insanların ele geçirdiği ve dünyaya egemen oldukları olguların başında gelmektedir.</p>
<p>Öte taraftan hakkınız var.. Pirinci 5 lira yerine 1liradan yemek isteyebilirsiniz. Ancak, üzülerek belirtmeliyim ki, başta küresel ısınmanın yalnızca pirinci değil, tüm yeme alışkanlıklarımızı, dolayısıyla ekonomilerimizi etkilemesi beklenen felaket senaryolarının en bilindiklerindendir. Bahsettiğiniz tablo, pirincin sadece en çok tüketilen temel gıda maddesi olmasından ileri gelmesi nedeniyle oldukça doğaldır!</p>
<p>Kısaca, artan nüfus ve değişen iklim koşullarının bizi giderek su gibi temel maddelerin benzer durumlarına kadar götürecek gibi görünüyor. Evet, bugün pirinç yemeyelim, herkese bahsedelim dönen dolaplardan, zarar etmelerini de sağlayalım şirketlerin.. Yoksa yakın gelecekte, içtiğimiz suyun fiyatını artıranlarla, suyu stok yapanlarla mücadele etmek için su içemez hale geleceğiz!</p>
<p>Bununla birlikte, her koşulda yaşadığımız sıkıntının sebebini yalnızca fiyat artıran şirketlerde bulamayız. Sorumlu doğa ile arasındaki bağı yitiren, bilincini kaybeden tüm insanların, insanlığındır&#8230; Çıkarcı gruplardan kurtulamayacak kadar kör olan tüm insanlığın&#8230;</p>
<p>Saygılarımla,<br />
EseN</p>
<p>- o -</p>
<p>Sevgili Nusret Amca&#8217;ya cevap yazmışım yazmasına ama, bakıyorum da şimdi tüm insanlığı böyle bir çırpıda sorumlu tutmak da çok doğru değil ki!..</p>
<p>İnsanların bir çoğu bir lokma ekmek gaylesinden kafasını kaldırıp dünyayı göremeyecek haldeler.. Asıl sorumlu onları bilerek ve isteyerek bu hale getiren, hem eğitimsiz hem yiyeceksiz bırakan yüzyılların yönetimleri ve bu durumu öteki dünyalarda rahat edecekleri vaatleriyle örtpas edip kandıran inançlar mıdır, nedir? Bilemedim ki :S Ne bekliyoruz gözümüzün açılması için..  Şu hayatlarda en büyük tesellimiz &#8216;Allah büyük&#8217; ya da &#8216;Allah görür&#8217; demek.. Oysa biraz Nusret Amca gibi sesimizi çıkarsak!_!</p>
<p>Üzgünüm Nusret Amca, bundan sonra pirinci hiç bir zaman istediğin fiyatlardan yiyemeyebilirsin..</p>
<p>Üzgünüm..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biyoblog.com/hayat-denemeleri/nusret-amcanin-pirinc-korkusu/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Çevresel Tehditlere Küresel Bir Yanıt Tasarlama</title>
		<link>http://www.biyoblog.com/bilim-derlemeleri/cevresel-tehditlere-kuresel-bir-yanit-tasarlama</link>
		<comments>http://www.biyoblog.com/bilim-derlemeleri/cevresel-tehditlere-kuresel-bir-yanit-tasarlama#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Apr 2008 06:47:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>efk</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bilim Derlemeleri]]></category>

		<category><![CDATA[Hayat Denemeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biyoblog.com/bilim-derlemeleri/cevresel-tehditlere-kuresel-bir-yanit-tasarlama</guid>
		<description><![CDATA[Yaşam biçimimizin karmaşık bir şekilde birbiriyle bağlantılı sonuçları -sera gazlarının birikimi, ozon tabakasının incelmesi, tropikal ormanlar ve türlerin yitirilmesi- uluslararası ilişkilerde ağırlık merkezinin yerini değiştirmektedir. Bu fenomenler (belirtiler), ulusal güvenlikleri tehdit etmekte, sorunun bir veya birkaç ülke tarafından çözülmesini olanaksız kılmakta ve ulusal sınırları önemsizleştirmektedir.
Sürekli değişim halinde olan bir uluslararası düzende, güvenliği sağlamanın zorluğu giderek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşam biçimimizin karmaşık bir şekilde birbiriyle bağlantılı sonuçları -sera gazlarının birikimi, ozon tabakasının incelmesi, tropikal ormanlar ve türlerin yitirilmesi- uluslararası ilişkilerde ağırlık merkezinin yerini değiştirmektedir. Bu fenomenler (belirtiler), ulusal güvenlikleri tehdit etmekte, sorunun bir veya birkaç ülke tarafından çözülmesini olanaksız kılmakta ve ulusal sınırları önemsizleştirmektedir.</p>
<p>Sürekli değişim halinde olan bir uluslararası düzende, güvenliği sağlamanın zorluğu giderek artmaktadır.</p>
<p>Soğuk savaş sonrası girmekte olduğumuz dönem hakkında kesin olan az sayıda şeyden biri, ulusal güvenliğin giderek artan bir oranda, kaynaksal, çevresel ve demografik sorunların nasıl çözüleceğine bağlı olacağıdır.</p>
<p>Basra Körfezi petrolünün kontrolünün bu dönemin ilk uluslararası krizine merkez olması, bir rastlantı değildir.</p>
<p>Bölgesel çevresel bozulma dünyanın birçok bölümünde refahı ve dolayısıyla da siyasi istikrarı şimdiden tehdit etmektedir.</p>
<p>Doğu Avrupa’daki korkunç çevresel bozulma, bu ülkelerin dağılan ekonomilerinin yeniden inşa edilmesi girişimlerini de baltalamaktadır, örneğin, Polonya nehirlerinin %95’i insanlar tarafından tüketilmeye uygun değildir, birçok bölgede toprağın zehirli ağır metallerle kirlenmesi nedeniyle tarım yapılamamaktadır ve hava kirliliği, sağlık masrafları ve yitirilen verimlilik nedeniyle ağır ekonomik kayıplara neden olmaktadır.</p>
<p>Gelişmekte olan ülkelerde, tarım alanları, ormanlar ve dalyanlar(balık alanları) tahrip edilmektedir.</p>
<p>Son yıllarda sıcak hava dalgalarına, kuraklıklara, orman yangınlarına, kasırgalara, su baskınlarına sıklıkla tanık olunmuştur.</p>
<p>Tüm bunlar dünyanın bize gönderdiği uyarılardır.</p>
<p>Biz insanlar bu uyarıları kulak ardı etmekte, kendimiz tehlikede olduğumuz halde görmezden gelmekteyiz.</p>
<p>Yetiştirdiğimiz ve tükettiğimiz yiyecekler, satın aldığımız araç, gereç ve evler, kullandığımız dönüşümlü olan ambalajlar (bunların bazılarını hiç kullanmasak da olur) kısacası öncülük ettiğimiz yaşam tarzı, dünyamızın ve çevrenin korunması için bize sonsuz olanaklar sağlamaktadır.</p>
<p>Sağlıklı bir gelecek istiyorsak tüm insanların dünyayı ve çevreyi koruma konusunda birleşmeleri gerekmektedir.</p>
<p>Bireysel alışkanlıkların değişmesi için ilk temel adımın atılması kaçınılmazdır.</p>
<p>Fakat bu adımı atmak dahi yeterli değildir. İdeal bir dünya için yönetimin bu yöndeki etkinliklerine katkıda bulunmak, her insan tarafından kabul edilebilir.</p>
<p>Bu ekolojik olarak da dünya ekonomisinin gelişmesine yardımcı olacaktır.</p>
<p>Fakat, maalesef biz şu anda bu ideal dünyadan çok uzaktayız.</p>
<p>İnsanların ihmalleri ve kolektif çabaları, değişmez tembellikleri ve katı aldırmazlıkları sonucu dünyamız üzerinde hasarlar meydana gelmektedir.</p>
<p>Bu da toplumsal alışkanlıklarımızı değiştirmek zorunda olduğumuzu açıkça gözler önüne sermektedir.</p>
<p>Bu değişikliklerin gerçekleştirilmesi, özellikle kanunların oluşturulmasında bireylere büyük sorumluluk düşmektedir.</p>
<p>Nasıl sağlıklı bir vücut için fiziksel egzersiz şartsa, sağlıklı politika için de vatandaş katılımı şarttır.</p>
<p>Dürüst siyasetin temeli 1800’lere dayanır.</p>
<p>Çevreyi ve doğayı kirletenler o dönemde ağır şekilde cezalandırılmışlardır.</p>
<p>Çevre kirliliğiyle yayılan hastalıklar toplumu üzmüş, bu konuda gerekli önlemler alınmıştır.</p>
<p>Yeni çevre mücadelelerinde gelenekleri dikkate alarak korunmasını desteklemek için halkın harekete geçirilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Çevresel problemlerin toplum tarafından iyice kavranması ve küresel iklim değişiklikleri karşısında daha güçlü yollarla mücadele edilmesi gerekmektedir.</p>
<p>2 veya 6 yıllığına göreve gelen politikacılar için, çevresel problemlerin çözümünü ileriye atmak kolaydır.</p>
<p>Ancak sergilenen bu yaklaşımın dürüst olmadığı artık bilinmelidir.</p>
<p>Kısaca ifadelendirirsek, son zamanlardaki politikalar gelecek nesillerin doğal mirasının israf edilmesini desteklemektedirler.</p>
<p>Karanlık ve kötü bir geleceği kesinlikle reddetmeliyiz.</p>
<p>Bilimsel araştırmalar, teknik ilerlemeler, ekolojik anlayışlar,  dünyanın ekolojik yapısını değiştirmek için kullanılabilirler.</p>
<p>Çağımızın anahtar anlayışı şudur ki, çevresel kalite ve ekonomik iyileşme birbirini tamamlayan konulardır.</p>
<p>Bu anlayışla hareket edildiğinde, çözülmesi güç görünen açlık ve yoksulluk problemleri gelecek nesiller için çözülebilir.</p>
<p>Dünya tarihinde ilk defa insanların her biri, hamilelikten ölüm anına kadar tehlikeli kimyasal maddelere maruz kalmaktadırlar.</p>
<p>Ürettiğimiz ve tükettiğimiz hemen her şey ve her bir teknoloji türü çevrenin kirlenip bozulmasına neden olmakta, insanların ve diğer canlıların sağlığını çeşitli derecelerde olmak üzere riske atmaktadır.</p>
<p>Bu risklerin değerlendirilmesinde sorulacak anahtar sorular, her bir tehlikenin temsil ettiği hasar riskinin, bunların sağladığı faydalardan daha baskın olup olmadıkları ve bunların minimuma nasıl indirileceğidir.</p>
<p>Tehlike bir risk kaynağıdır ve yaralanmaya, hastalığa, ekonomik kayıplara veya çevresel zararlara yol açabilecek bir madde veya eyleme işaret etmektedir.</p>
<p>Değişik faktörlere maruz kalınması sonucu çevreden insana gelen ve sıkça rastlanan tehlikeler şunlardır:</p>
<p>Fiziksel tehlikeler: iyonize radyasyon, gürültü, yangınlar, sel felaketleri, kuraklık, kasırgalar, fırtınalar, toprak kayması, depremler ve volkanik patlamalar vb.</p>
<p>Kimyasal tehlikeler: Hava ve yiyeceklerdeki kimyasal tehlikeler.</p>
<p>Biyolojik tehlikeler: Hastalıklara yol açan bakteriler ve virüsler, polenler, parazitler.</p>
<p>Kültürel tehlikeler: Çalışma ve yaşam ortamları, yanlış paradigmaları benimsemek, diyetler, ilaçlar, aşırı alkol tüketimi, sigara içmek, suç niteliğinde saldırılar ve yoksulluk.</p>
<p>Sonuç olarak, yaşamımızın temel koşulları giderek artan oranda kötüleşmektedir ve insanoğlu yeni bir anlayışı benimsemediği sürece daha da kötüleşecektir.</p>
<p>Bu kapsamda, yeni ekolojik paradigmanın, egemen batı düşüncesine ve insanı üstün gören dünya görüşüne olan eleştirisi, çevre üzerindeki insan egemenliği düşüncesine odaklanır.</p>
<p>Dikkatlice değerlendirilecek olursa, çevrenin insan üzerindeki etkisinin daha güçlü olduğu ortaya çıkacaktır.</p>
<p>Nitekim çevresel olgular, yerel, ulusal ve küresel boyutta giderek artan ölçüde etkisini arttırmakta ve kamuoyunun gündeminde yer işgal ederek toplumsallaşmaktadır.</p>
<p>Bu bağlamda &#8220;zorunlu olarak&#8221; toplumların ve siyasetin gündemine girecek çevresel olgular, dünyanın, yanlış olduğu kanıtlanmış egemen toplumsal paradigmasının yerine sürdürülebilir dünya görüşü yaratmak açısından oldukça önem arz etmektedir.</p>
<p>-0-</p>
<p><em>Ege Üniversitesi Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Çevre Bilimleri Çok Disiplinli A.B.D.&#8217;nın kıymetli hocaları(m) tarafından dilimize kazandırılmış muhteşem eser &#8220;Çevre Bilimleri&#8221; nden alıntılar içermektedir. </em></p>
<p>Ayrıca Carl Sagan tabii ; )</p>
<p>Sağlıcakla,</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biyoblog.com/bilim-derlemeleri/cevresel-tehditlere-kuresel-bir-yanit-tasarlama/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kültürel Devrimler ve Sürdürülebilir Dünya</title>
		<link>http://www.biyoblog.com/bilim-derlemeleri/kulturel-devrimler-ve-surdurulebilir-dunya</link>
		<comments>http://www.biyoblog.com/bilim-derlemeleri/kulturel-devrimler-ve-surdurulebilir-dunya#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Apr 2008 13:14:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>efk</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bilim Derlemeleri]]></category>

		<category><![CDATA[Hayat Denemeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biyoblog.com/bilim-derlemeleri/kulturel-devrimler-ve-surdurulebilir-dunya</guid>
		<description><![CDATA[Türümüz Homo sapiens sapiens dünyada yaşadığı 40.000 yıl boyunca, belli başlı büyük kültürel değişimler gerçekleşmiştir.
Türümüzün var olduğu 40.000 yılın yaklaşık 30.000 yılı, çoğunlukla göçebe avcı-toplayıcılar olarak geçen ve ciddi kültürel değişikliklerin yaşanmadığı uzun bir dönemdir.
O zamandan beri, iki büyük kültürel değişim meydana gelmiştir.
Bunlardan birincisi 10.000 - 12.000 yıl önce başlayan Tarım Devrimi ve diğeri yaklaşık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türümüz Homo sapiens sapiens dünyada yaşadığı 40.000 yıl boyunca, belli başlı büyük kültürel değişimler gerçekleşmiştir.</p>
<p>Türümüzün var olduğu 40.000 yılın yaklaşık 30.000 yılı, çoğunlukla göçebe avcı-toplayıcılar olarak geçen ve ciddi kültürel değişikliklerin yaşanmadığı uzun bir dönemdir.</p>
<p>O zamandan beri, iki büyük kültürel değişim meydana gelmiştir.</p>
<p>Bunlardan birincisi 10.000 - 12.000 yıl önce başlayan Tarım Devrimi ve diğeri yaklaşık 275 yıl önce başlayan Sanayi Devrimi’dir.</p>
<p>Bu kültürel devrimler, bize her geçen gün daha fazla enerji ve birçok yeni teknoloji vermiştir ki, biz bunları temel gereksinimlerimizi ve listesi uzayan isteklerimizi karşılamak üzere dünyanın giderek daha büyük kısımlarını değiştirme ve kontrol etmeye kullandık.</p>
<p>Bu değişimlerin her biri, yiyecek teminini genişleterek, ortalama ömür süresini arttırarak ve ortalama yaşam standartlarını yükselterek, insan nüfusunun büyüklüğünde keskin yükselişlere neden olmuştur.</p>
<p>İnsan ve çevre arasındaki ilişkiler toplumsal paradigmalar* yoluyla açıklanabilir.</p>
<p>Her toplum egemen bir dünya görüşü yaratır.</p>
<p>Günümüz dünyasında insanlar, endüstriyel toplumun egemen paradigması içerisinde çevre hassasiyetlerini yitirmiştir.</p>
<p>Endüstriyel toplumun egemen paradigmasına alternatif olarak değerlendirilebilecek olan çevrecilik bu kapsamda, hem bir eylem, hem de bir ideoloji olarak görülmelidir.</p>
<p>Çevrecilik, toplumun doğayı nasıl algıladığını ifade etmektedir.</p>
<p>Bilim adamları ve çevreciler, insan sayısı, buna bağlı olarak gelişen kirlenme ve çevresel bozunmadaki hızlı üssel artış tarafından boğulmadan, yeni bir kültürel değişim gerçekleştirmemizin acil bir gereklilik olduğuna inanmaktadır.</p>
<p>‘Sürdürülebilir Bir Dünya Devrimi’ olarak adlandırılan bu dönüm noktasında, insanoğlunun, nüfus artışını durdurması, yaşam biçimlerini, politik ve ekonomik sistemlerini ve dünyaya bakış ve davranış biçimlerini değiştirmesi gerekmektedir.</p>
<p>Bilim insanlarınca doğanın dengesini korumakta ısrar edilmesi, gelecek on yıllar açısından hayati önem taşımaktadır.</p>
<p>Bunun sağlanabilmesi için ise tek koşul, insanlığa yaşamının hikâyesini baştan anlatmak ve bilinçlenme yoluna gitmektir.</p>
<p>İnsanın doğadan ayrı değil, doğanın bir parçası olduğunu; ekonomisinin, sağlığının ve hayatındaki birçok şeyin birbiriyle ve çevreyle bağlantılı olduğunu hatırlaması gerekmektedir.</p>
<p>Saygılarımla,</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biyoblog.com/bilim-derlemeleri/kulturel-devrimler-ve-surdurulebilir-dunya/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Çevre Sorunlarının Küreselleşmesi Mi, Küreselleşmenin Çevre Sorunları Mı?</title>
		<link>http://www.biyoblog.com/bilim-derlemeleri/cevre-sorunlarinin-kuresellesmesi-mi-kuresellesmenin-cevre-sorunlari-mi</link>
		<comments>http://www.biyoblog.com/bilim-derlemeleri/cevre-sorunlarinin-kuresellesmesi-mi-kuresellesmenin-cevre-sorunlari-mi#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Mar 2008 20:14:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>efk</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bilim Derlemeleri]]></category>

		<category><![CDATA[Hayat Denemeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biyoblog.com/bilim-derlemeleri/cevre-sorunlarinin-kuresellesmesi-mi-kuresellesmenin-cevre-sorunlari-mi</guid>
		<description><![CDATA[20. yüzyılın sonlarında dünya konjonktüründe sosyal, ekonomik, politik ve kültürel dünyada esen değişim rüzgârları; devletleri, işletmeleri, toplumları ve bireyleri hızla etkisi altına alarak, yeni bir dünya düzeninin kurulmasına yol açmış böylece insan hayatının her alanına nüfuz etmiştir. Dünya hızla değişmiş, böylece eski değerler, eğilimler yerini yenilerine bırakmıştır.
Küreselleşme ideolojik açıdan değerlendirildiğinde, ülkelerin sahip oldukları milli ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>20. yüzyılın sonlarında dünya konjonktüründe sosyal, ekonomik, politik ve kültürel dünyada esen değişim rüzgârları; devletleri, işletmeleri, toplumları ve bireyleri hızla etkisi altına alarak, yeni bir dünya düzeninin kurulmasına yol açmış böylece insan hayatının her alanına nüfuz etmiştir. Dünya hızla değişmiş, böylece eski değerler, eğilimler yerini yenilerine bırakmıştır.</p>
<p>Küreselleşme ideolojik açıdan değerlendirildiğinde, ülkelerin sahip oldukları milli ve manevi değerlerdeki farklılıkların dünya ölçeğinde bir bütünlük ve uyum içinde ele alınması ve dünyanın &#8216;küresel bir köy&#8217; haline gelmesidir.</p>
<p>Diğer taraftan küreselleşme sosyolojik, ekonomik, kültürel ve siyasal anlamda dünyaya açılma ve dünya ile bütünleşme olarak da tanımlanabilmektedir. Ayrıca küreselleşme, kapitalizmin dünyayı homojenleştirdiği, heterojen farklılıkları yok ederek bir bütünsellik sağladığı, artık herkesin kaderinin ortak bir &#8216;küresel dünyanın&#8217; oluşumuna bağlandığı tezi üzerine kuruludur.</p>
<p>Peki ‘çevre’ nedir? Çevre, insanların ve diğer canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları fiziki, biyolojik, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamların bütünüdür. Kısaca canlı varlıkları etkileyen dış tesirlerin tümüne &#8220;çevre&#8221; denir. Demek ki, çevre denildiğinde aklımıza yalnızca ağaçlar, kuşlar değil; egemen toplumsal paradigmalar*, sağlıklı sosyal ilişkiler, belli yaşam standartlarının tümü vs. de gelmelidir. Bu kapsamda, yaşam ve çevre birbirlerine bağlı iki önemli unsurdur ve karşı taraf olmadan geçinemezler. Yaşam ve çevre bütündür. İyi çevresel olgular, iyi yaşamlara gebedir. Çevre kötüyse, yaşam kötü olmaya mahkûmdur.</p>
<p>Dünya küreselleşme sürecinde adeta küçük bir köy haline gelirken görünen o ki, biz bu zamanın insanları da, küresel sermayeler, küresel bilgi ve bilişim paylaşımı, küresel yoksulluk tuzağı (!), küresel belirsizlik, küresel uygarlığın gelişimi, küresel kaos(!) vb. hepsini hep beraber yaşamaya mecburuz. <a href="http://www.biyoblog.com/bilim-derlemeleri/cevre-sorunlarinin-kuresellesmesi-mi-kuresellesmenin-cevre-sorunlari-mi#more-20" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biyoblog.com/bilim-derlemeleri/cevre-sorunlarinin-kuresellesmesi-mi-kuresellesmenin-cevre-sorunlari-mi/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Küçük bir aradan sonra&#8230;</title>
		<link>http://www.biyoblog.com/kategorilenmemis/kucuk-bir-aradan-sonra</link>
		<comments>http://www.biyoblog.com/kategorilenmemis/kucuk-bir-aradan-sonra#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Mar 2008 18:54:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>efk</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biyoblog.com/kategorilenmemis/kucuk-bir-aradan-sonra</guid>
		<description><![CDATA[Bir süredir şehir dışında olduğum için blogumu biraz ihmal ettim sevgili okurlar.
Olur ya! Takip edenler vardır belki J…
 &#8212;-0&#8212;-
 Öncelikle, katıldığım “Sürdürülebilir Kalkınma Günleri” ile ilgili deneyim ve görüşlerimi bildirmeye çalışmalıyım.
 
Ancak, henüz seyahatten döndüm…
 
En yakın zamanda sürdürülebilir kalkınmayı konuşalım.
 
Hoşça kalın.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Bir süredir şehir dışında olduğum için blogumu biraz ihmal ettim sevgili okurlar.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p></o:p>Olur ya! Takip edenler vardır belki <span style="font-family: Wingdings"><span>J</span></span>…</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p>&#8212;-0&#8212;-</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p>Öncelikle, katıldığım “Sürdürülebilir Kalkınma Günleri” ile ilgili deneyim ve görüşlerimi bildirmeye çalışmalıyım.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p><br />
Ancak, henüz seyahatten döndüm…</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p><br />
En yakın zamanda sürdürülebilir kalkınmayı konuşalım.</p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p><br />
Hoşça kalın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biyoblog.com/kategorilenmemis/kucuk-bir-aradan-sonra/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tanrı Terminolojisi</title>
		<link>http://www.biyoblog.com/bilim-derlemeleri/tanri-terminolojisi</link>
		<comments>http://www.biyoblog.com/bilim-derlemeleri/tanri-terminolojisi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Mar 2008 13:05:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>efk</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bilim Derlemeleri]]></category>

		<category><![CDATA[Teoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biyoblog.com/kategorilenmemis/tanri-terminolojisi</guid>
		<description><![CDATA[İnanç söz konusu olduğunda yaşayan tüm insanların bu konuda bir fikri olması icap eder.
Söz konusu evreni anlamak olduğunda, her ne kadar genelde inananlar ve inanmayanlar olarak sınıflandırmaya eğilim göstersek de, aslında bu konuda birkaç terim mevcuttur.
Örneğin bir kişiye ‘dindar’ dendiğinde onun kuşkusuz bir teist olduğunu anlarım.
Dahası bu yazıyı okuyanların çoğu günümüz üç ‘büyük’ monoteist (tek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnanç söz konusu olduğunda yaşayan tüm insanların bu konuda bir fikri olması icap eder.</p>
<p>Söz konusu evreni anlamak olduğunda, her ne kadar genelde inananlar ve inanmayanlar olarak sınıflandırmaya eğilim göstersek de, aslında bu konuda birkaç terim mevcuttur.</p>
<p>Örneğin bir kişiye ‘dindar’ dendiğinde onun kuşkusuz bir teist olduğunu anlarım.</p>
<p>Dahası bu yazıyı okuyanların çoğu günümüz üç ‘büyük’ monoteist (tek tanrılı) dinden sonuncusu olan İslam dininde yetişmiştir ve özünde bu inanç sistemlerinin üçü de geçmişteki mitolojik resul İbrahim’in izinden gider.</p>
<p>Peki, gerçekten hepimiz öyle miyiz?</p>
<p>Gerçekten de doktorlar, avukatlar, bilim adamları, entelektüeller, büyük gazeteciler, sanatçılar hepsi sıkı birer teist olabilir mi?</p>
<p>Aslında eminim ki, herkesin olmasa da büyük çoğunluğun bu konuda farklı Tanrı yakıştırmaları vardır.</p>
<p>Ama yinede, nasıl ki canlıları alemlere ayırırız.. İnançları da pekala ayırırız.</p>
<p>Bir okuyun bakalım, belki bundan sonra &#8220;Yaw, ben aslında panteistmişim &#8220;:) diyen falan çıkabilir&#8230;</p>
<p>O halde Tanrı inancının terminolojisini bir hatırlayalım. <a href="http://www.biyoblog.com/bilim-derlemeleri/tanri-terminolojisi#more-18" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biyoblog.com/bilim-derlemeleri/tanri-terminolojisi/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
